Etiketler
- serhat (24)
- Kongre (9)
- Yıldırım Demirören (8)
- mustafa denizli (8)
- Miss Piggy (7)
- bucakbesiktas (6)
- Bursaspor (5)
- Galatasaray (5)
- efebey (5)
- şampiyonluk (5)
- Fenerbahçe (4)
- ZTK (4)
- kermit (4)
- murat (4)
- necip uysal (4)
- anket (3)
- delgado (3)
- inönü stadı (3)
- nihat (3)
- Diyarbakırspor (2)
- Ertuğrul Sağlam (2)
- Yılmaz Vural (2)
- derbi (2)
- ibrahim toroman (2)
- ibrahim üzülmez (2)
- milli takım (2)
- taraftar (2)
- Ankaragücü (1)
- Aziz Yıldırım (1)
- Basketbol (1)
- Batuhan (1)
- ConQ (1)
- Ferrari (1)
- Fikret Orman (1)
- HTMYO (1)
- Holosko (1)
- Küçükkeleş (1)
- Maradona (1)
- Murat Aksu (1)
- Neşeli Hayat (1)
- Serdar Bilgili (1)
- Sivok (1)
- TFF (1)
- Türk Telekom (1)
- Yusuf Şimşek (1)
- Yılmaz Erdoğan (1)
- amerika milli takımı (1)
- antalyaspor (1)
- bobo (1)
- can erdem (1)
- delege (1)
- dernek (1)
- doğum günü (1)
- etkinlik (1)
- euro 2012 (1)
- euro 2016 (1)
- fair play (1)
- gaziantep (1)
- gençlerbirliği (1)
- guus hiddink (1)
- ikili averaj (1)
- ikinci yarı (1)
- kaptan (1)
- kasımpaşa (1)
- mail (1)
- masal (1)
- ortak mekan (1)
- profesyonellik (1)
- rıdvan şimşek (1)
- rıza çalımbay (1)
- sevda (1)
- seçim (1)
- tabata (1)
- tayfur havutçu (1)
- transfer (1)
- tribün (1)
- tüpçü (1)
- yasin (1)
- çarşı (1)
- İstiklal Marşı (1)
- şanlı tarih (1)
Blog Archive
Recommended
04:23
Neşeli ve Beşiktaşlı hayat
syerat rdgms
Ön not : Bu yazıda hatta genel olarak tüm yazılarımda kullanılan palavralar bünyeye zarar verebilir.
Lige ara verdik, çoğu sallama transfer haberleriyle falan geçmez bu zaman. Beşiktaşlı sinemadan falan söz edesim geldi. Köşe benim değil mi kardeşim, istersem mısır çorbası tarifi verir başlığını da “Beşiktaşlıların içini ısıtacak çorba” koyarım, istersem bi ters bi düz hırka modeli verir, bu sefer de başlığa “Ferrari’nin giydiği hırka” yazarım, pöh! Girmişim köşe yazarı psikolojisine, 20 milyon okuru da (tamam salladım biraz 15 milyon anca okuyodur, doğruya doğru!!) takmışım peşime, yakında blog yazılarımı kitap haline dönüştüreceğimin müjdesini de vereyim burdan, Amerikalı bi yayıneviyle anlaştık. James Cameron bu yazılardan şahane film olur diyo ama ben şahsen entelektüel ve mütevazı bi kişilik olduğum için Coen Biraderler’i yada Michael Winterbottom’ı beklemekteyim.
Neşeli Hayat’a dönelim şimdi. Bucak’taki AFM ve Cine Bonus yöneticileriyle konuştum, 250 bin bilet satılmış, bu bilgiye dayanarak herkesin filme gittiğini varsayıyorum. Bilindiği gibi film İnönü’nün müthiş atmosferiyle açılıyor, işte filmi kafadan sevmek için birincil neden. Hayır film güzel, senaryo sağlam (finalini çok beğenmedim, katil uşak çıkmasaymış keşke) Yılmaz Erdoğan hakkaten çok ölçülü ama müthiş bir oyunculuk çıkarmış, şapka yani. Film “ağır bir drama dönüşecek film nasıl dozunda ve abartısız bir duygusallıkla, salya sümük olmadan çekilir” bunun dersini veriyor. Mahsun Kırmızıgül ağdalı sinemasına biraz ölçülülük katmak için 20 kere falan izlesin bu filmi, Serdar Akar’la beraber gitsinler hatta. Film komedi değil diyenlere de katılmıyorum, şahsen ben salt komedi olduğu iddia edilen filmlerde bile bunun çeyreği kadar gülmedim.
Yılmaz Erdoğan'ı, sinema dilini hep sevmişimdir zaten. Acaba Beşiktaşlı olduğu için maça 1-0 önde mi başlatıyorum, ondan mı? Bir Demet Tiyatro’da da Beşiktaş vurgusunu çok yapmıştır. Ben bu dizilerdeki Beşiktaşlı karakterleri çok seviyorum zaten. Bunu Birol Güven de çok yapıyor ve iyi de yapıyor. Bu diziler sayesinde Beşiktaşlı olmuş çok çocuk var mıdır acaba, tabii bu araştırma konusu ve ben bilindiği gibi bilimsel olmayan hiçbir veriye yer vermem.
Neyse çok sallamaktan yoruldum, dinleniyim biraz.
Lige ara verdik, çoğu sallama transfer haberleriyle falan geçmez bu zaman. Beşiktaşlı sinemadan falan söz edesim geldi. Köşe benim değil mi kardeşim, istersem mısır çorbası tarifi verir başlığını da “Beşiktaşlıların içini ısıtacak çorba” koyarım, istersem bi ters bi düz hırka modeli verir, bu sefer de başlığa “Ferrari’nin giydiği hırka” yazarım, pöh! Girmişim köşe yazarı psikolojisine, 20 milyon okuru da (tamam salladım biraz 15 milyon anca okuyodur, doğruya doğru!!) takmışım peşime, yakında blog yazılarımı kitap haline dönüştüreceğimin müjdesini de vereyim burdan, Amerikalı bi yayıneviyle anlaştık. James Cameron bu yazılardan şahane film olur diyo ama ben şahsen entelektüel ve mütevazı bi kişilik olduğum için Coen Biraderler’i yada Michael Winterbottom’ı beklemekteyim.
Neşeli Hayat’a dönelim şimdi. Bucak’taki AFM ve Cine Bonus yöneticileriyle konuştum, 250 bin bilet satılmış, bu bilgiye dayanarak herkesin filme gittiğini varsayıyorum. Bilindiği gibi film İnönü’nün müthiş atmosferiyle açılıyor, işte filmi kafadan sevmek için birincil neden. Hayır film güzel, senaryo sağlam (finalini çok beğenmedim, katil uşak çıkmasaymış keşke) Yılmaz Erdoğan hakkaten çok ölçülü ama müthiş bir oyunculuk çıkarmış, şapka yani. Film “ağır bir drama dönüşecek film nasıl dozunda ve abartısız bir duygusallıkla, salya sümük olmadan çekilir” bunun dersini veriyor. Mahsun Kırmızıgül ağdalı sinemasına biraz ölçülülük katmak için 20 kere falan izlesin bu filmi, Serdar Akar’la beraber gitsinler hatta. Film komedi değil diyenlere de katılmıyorum, şahsen ben salt komedi olduğu iddia edilen filmlerde bile bunun çeyreği kadar gülmedim.
Yılmaz Erdoğan'ı, sinema dilini hep sevmişimdir zaten. Acaba Beşiktaşlı olduğu için maça 1-0 önde mi başlatıyorum, ondan mı? Bir Demet Tiyatro’da da Beşiktaş vurgusunu çok yapmıştır. Ben bu dizilerdeki Beşiktaşlı karakterleri çok seviyorum zaten. Bunu Birol Güven de çok yapıyor ve iyi de yapıyor. Bu diziler sayesinde Beşiktaşlı olmuş çok çocuk var mıdır acaba, tabii bu araştırma konusu ve ben bilindiği gibi bilimsel olmayan hiçbir veriye yer vermem.
Neyse çok sallamaktan yoruldum, dinleniyim biraz.
0 Responses to "Neşeli ve Beşiktaşlı hayat"
Yorum Gönder