Kanadını yıldırım çarpmış yaralı kartal küllerinden doğuyor (mu?)

1 haftadır, önce kongreden çıkan acı sonuç, arkasından Fe’nin YD’nin seçilmesine tepki olarak Radikal’deki perşembe yazılarını bırakması tümüyle demoralize olmama, Beşiktaş’la arama mesafe koymama neden oldu açıkçası.

Ardından 15. dakikada taraftarın maçı terk etme ihtimalini çok sevdim ve kongre öncesine nasıl da benziyordu bu eyleme dair umudum ama olmadı, yapıldıysa da çok cılız kaldı, yapanlara da helal olsun.

Ziraat kupasından sonra Gençlerbirliği maçından da ümidim yoktu ama yine de izledim ama iyi ki izlemişim diyorum şimdi. Salt 4-1’lik skorla bağlantılı değil iyi ki deyişim, her şeye rağmen Beşiktaşlı oluşumla ilgili. Ne olursa olsun bu takım benim takımım, 3 yıllık bir hüzünlü bekleyiş daha çıktı falda ama olsun bekleriz.

Ne garip, bazı insanlar varlıklarıyla değil yokluklarıyla işe yarıyorlar. YD Mısır’da tatil yapıyormuş, yani en iyi YD uzakta olan YD. Keşke 3 senelik uzuuun bir tatile çıksa, dünyada ne kadar çok gezilesi ülke var, zaten son zamanlarda kongrede seçileceğim diye çok yoruldu, gezsin görsün dinlensin biraz..

Aynı şey Mustafa Denizli için de geçerli. Geçmiş olsun hocaya ama Tayfur da takımı gayet iyi yönetti bence. Hocayla irtibatta mıydı maç boyunca bilemiyorum ama oyuncu değişiklikleri son derece yerinde ve zamanındaydı.

İlk yarının ilk 20 dakikasında resmen uykum geldi, sonra Sivok çıktı sahneye. Biri Sivok’a sadece stoper olduğu gerçeğini hatırlatmamalı bence, tek santrfor gibi oynadı ilk yarıda. Hani klasik söylemdir: sahada basmadık yer bırakmadı. Gol vuruşuysa beceri doluydu..

İkinci yarının başında giren Hurşut (isim hikayesini öğrenmek isterim, nüfus memuru azizlikleri hala yaşanıyor mu bu ülkede?) Beşiktaş’ı 2. yarının ilk 20 dakikasında resmen dağıttı. Burada pankartımı açıyorum: “Hurşut tiz Beşiktaş’a alına!”.

Tayfur, golü yedikten sonra Nihat’ın yerine Yusuf’u, Tello’nun yerine Holosko’yu alarak maçın kaderini değiştirdi. Hoca olsaydı da yapardı bu değişiklikleri eminim ama 75-80. dakikalarda yapardı. Bu arada ben hala Nihat’a inanıyorum, eski günlerine dönmesini bekliyorum, Godot bile gelmişti bu kadar beklesek, orası ayrı mesele.

Yusuf’un 2-3 akıllı hareketle maçın kaderini değiştirebilecek, yüksek futbol zekasına sahip olduğu su götürmez. Holosko’nun golünde Gençlerli futbolcuyu geçip kendisi vurabilecekken vurmayıp Holosko’ya yaptığı asist çok klastı. Holosko ise her şeyden önce çok gayretli, çok istekli. Gol sonrası sevincini görmek için bile her maç gol atmasını isterim Holosko’nun.

Ve Tabata.. Bu maçta gerçekten çok çalıştı, sanırım ilk defa gerçek Tabata’yı gördük ve ilk defa onu 8 milyon euro’dan bağımsız düşünmeyi başardık. Gol vuruşundaki plasesiyse çok akıllıca ve çok güzeldi.

Bu maçta atılan 5 gol de ayrı ayrı güzeldi bence. Hurşut’un golünü de özellikle dahil ettim. (5 golün 5’i de sol ayakla mıydı, bana mı öyle geldi?)

Her şeye rağmen ne mutlu Beşiktaşlı olana..

Not: Elimin hamuruyla ilk defa maç kritiği yapıyorum, sürç-ü lisan ettikse affola..
0 Responses to "Kanadını yıldırım çarpmış yaralı kartal küllerinden doğuyor (mu?)"

Yorum Gönder